Salı, Eylül 03, 2013

çıt çıt

mutfakta annemle karşılıklı çekirdek yiyoruz. yeni bir dizi keşfettik çekirdekle güzel gidenlerden. sonra ben çay demlemeye kalkıyorum. su kaynarken ekrandaki oğlan "niçin hep mutlusun" diyor. kız gülüyor "üzülecek ne var ki" oğlan da gülüyor, fonda buhar sesi, ağız kıvrımlarımızdan yayılan ardı arkası kesilmeyen  "çıt" "çıt" sesi. annemle seviyesiz bir yarışa girmişiz. bir avuçta çekirdekler, önlerde çekirdek kabuklarından olma bir yığın. bir süre sonra annem kayboldu o yığının ardında. çay demlendi. kalktım raftan iki kulpsuz bardak aldım koydum masaya. kulplu bardak çok güzel bir icat diyorum bir yandan.  kulpsuz bardağın yüzü düşüyor. yüzü yok aslında. görünürde hala kulpsuz bir bardak, sıradan bir cam bardak olduğu için yanında istediğim kadar kulplu bardağa övgüler düzüyorum. canım hepsi de kirlide neyse idare edeceğiz bunlarla. kulpsuz bardak ağlıyor. görmezlikten geliyorum. annem çayın yanında limon istiyor. masaya limonun yarısını koyuyorum. diğer yarısını dolaptan aldığım çay altlıklarından birine. kız gülümsüyor anne bak "çıt çıt" "hüüüp"