Pazar, Temmuz 13, 2014

kelimeler albayım

bütün bu olanlar sanki turuncu daktilonun sebepsiz bozulmasına işaret ediyormuş gibi.

selam aylar sonra yine ekran başındayım. buradayım çünkü eylül ikibinonüç'te "her gün daktiloyla birkaç satır bir şey yazıp kısaca o günün analizini tutacağım" dediğim günün ertesi daktilom teklemeye başlayacaktı. son yazdığım satırlar "yalnızlık bir içim su içim yandı doğrusu" idi. evet yalnızlık bir süre içimi yakmış beni olduğum yerde oturtmuştu. kendimi bu yalnızlık furyasına ise yine kendim kaptırmıştım. şimdi kendimle kaldığım bazı zamanlar soruyorum, yalnızlık kumkuması bir kadın oldun da ne işine yaradı diye. dört duvar arasında ve eşyanın tabiyatına sırtını vererek geçen günler. çok diyor kısaca çok.

bir gün olsun o daktiloyu tamire götürmeye yeltenmedim. eve gideyim babam yapar dedim. birlikte başına geçip makarasıyla, dişleriyle falan ilgilenecektik. ben haydi bir türk kahvesi yapıp getirecektim içeriden de karşılıklı yudumlayacaktık. sonra babam düzeldi mi kontrol etmek için "kara kara kediler" yazacaktı ilk satıra. sonra bir de "KARA KARA KEDİLER"

baba nasıl bu kadar hızlı yazıyorsun

hüüp.

ilk hikayemi bu daktilo ile yazacağım.

ikibinonun filanca ayıydı mutlak not düşmüşümdür.

renkli yazanları da varmış. bir tanesi bir zamanlar bir savcınınmış. "sen de hukuk okumak istiyormuşsun alsana bunlardan bir tane" dediydi satıcı amca belki yıllar sonra bir baba kız daktilo almak için dükkanına uğramıştı. şuracıkta duranlar da ecevit daktilosuymuş.

ya şu ne şu turuncu daktilo kiminmiş. "almanyaya çalışmaya giden bir işçinin" üstelik diğerleri gibi renkli yazma özelliği de yokmuş.

ikibinonun o ayında, günlerden o gün kısa bir not düşecektim kedili defterime "ilk hikayemi bu daktilo ile yazacağım. sitop" başlık da "çok turunculu" idi.

hüüüp.

"çat, ÇAT, çırıııııııııık. ÇAT. çatçatçatçatÇatçat"

yıllardan bir ay, aylardan bir gün, günlerden bir öğlen vakti işbu melodi eşliğinde bir masa başında, bir orman manzarası belki bir göl başı ya da deniz,

güçbela tasarladığım cümleleri tam ortadan ikiye bölen bu keskin "ÇAT çat" sesi ve geriye kalan virgüllerden ve diğer noktalama işaretlerinden arınmış kelimeler.

sonra her birini normalde şu çamaşırları kurusunlar diyerekten astığımız balkondaki iplere mandallıyor olacaktım rastgele

ve

hepimizin bildiği gibi canımkardeşlerim.

kelimeler..

bazı anlamlara gelmeyecekti.

hüüüüp. yutkun.

Hiç yorum yok: