Pazartesi, Eylül 15, 2014

ankara mutsuzluğu sendromu geçiriyorum. okul sezonu açıldı caddeler kalabalık. sokağa açılan penceremin önünden şu günlerde sürekli birileri geçiyor. kitap okumaya diye oturup gelen geçeni seyrederken buluyorum kendimi. okula gitmek istemiyor canım. ön kantin taraflarına ne zaman yolum düşse beynim acıyor. kalabalıkla aram yok anlatacak çok fazla bir şeyim de yok sigara çay ortamlarında. çok konuşmayı sevmediğim gibi konuşurken bazen kendi sesimi duyuyorum o anda içimden susmak geliyor. cebeci yokuşu şu sıralar yalnızlık kokuyor dikey ve yatay bir yalnızlık. ama en çok dikey olanı beni yoruyor. kendimi anlatabileceğim bütün insanlar çok uzaktaymış gibi. sanki. kaç zamandır buralara uğrayıp bir şeyler yazmamak için kendimi zor tutuyorum. ev temizliği yapmam gerek, mutfak alışverişi. evdeki tozları alırsam sanki her şey daha güzel olacakmış gibi. nefes alabilecekmişim gibi geliyor. sonra ankaranın suyunun bugünlerde ne kadar pis olduğunu hatırlıyorum. içimden gelmiyor.