Cuma, Ekim 31, 2014

bundan tam bir sene önce amcası öleli iki hafta olmuş bir kadındım. bir yol ayrımında merdivenlerde oturuyorduk. soğuktu, daha çabuk sarhoş olmak için tuborg kırmızı içmiştik. bir an önce kanıma karışsın beynim uyuşsun istiyordum, ruhum acıyordu. susmak bilmeden konuşan ağızlar arasındaydım. kanayan yerlerim yol ayrımından sızıyordu. babamın telefondaki sesi titriyordu. bir damla bile göz yaşı dökememiştim ve ne yazık ki birileri o ağlamamakların hesabını tutmuştu.

Perşembe, Ekim 30, 2014

neden kendimiz olamıyoruz.

Pazartesi, Ekim 20, 2014

bir güzel kadeh tutuşun vardı eskiden
dirseğin iskemleye dayalı
bir vakitler gökyüzüne dayalı, derdim ben...
....bakıyorum da şimdi 
o kadeh bir küfür gibi duruyor elinde

diyesiydi adamın biri. ucuzundan litrelik şarap şişeleri ve gazoz ve pet bardaklar ve o canım sır gibi ara sokaklar, meydanlara çıkanlarından, bilmelisiniz. gevşek, küfürlü, bin promil ağızlarla kavga eden adamlar. kafan ayrı bir kırmızıydı senin, sahi senin kafan ne güzeldi, gözlerin maviydi ve çillerin. şişman kadın sahneye çıktı ve ben güldüm. hişş hişş sus dediler. merdivenlerden indik, ışıklı meydanlarda gezindik, karanlık sokaklara girdik o gece ekimdi ama soğuktu güvercin tüylerinden bir kanat yaptım kendime üşürsen düşersin sıkı giyin dediler tıpkı ikarus gibi. sonra kırmızı merdivenlerden indik karanlık izbe gibi birbirinin aynı olan yerlerden biriydi. bu kırmızı merdivenler bu neon-kapıcı-vestiyer-sahne- orkestra- kadınlar-kadınlar-vestiyer-neon-kırmızı-yeşil ışıklar çemberinde. bir kadın ali, dedi. ali. merdivenlerden çıktık. tekrar ana caddelerden geçtik. allahın çevirmesine yakalandık "sarhoşluk veren her şey haramdır" bakara 219. işte buna hep birlikte hohlardık o şarkı eşliğinde. beynimdeki küçük insanlarla düşüyorum. ikarus başaramamıştı. ben de başaramadım.
selam. dün gece uzun ve yorgun düşlerden henüz uyandığım bir sırada kendimi fırındaki bir tepsi kurabiye olarak buldum. ısının etkisiyle genleşip şiştim. üstüme esmer şeker serpiştirilmişti ve sıcaklık nüfuz ettikçe çıtır çıtır oluyordum. kurabiye olmak çoğu şeyi sağlamıyor insana. sadece estetik bir sunumla ağızda dağılabiliyorum o kadar. estetik bir idamla.

çayla tüketiniz.

Cuma, Ekim 17, 2014

kaldırım taşlarının altında kumsal var mı?

-
merhaba insanlık. param olmadığı için uyuyamadım. kurs paramı da ödeyemediğimden hala. faturalar bilmemneler. yalnız yaşarken en azından ay sonunu çıkaracak kadar doğalgazı kısabiliyordum. elime geçen parayı bozulan çamaşır makinemize saydım, mutluyum. soyunup evin çatısına çıkıp atlamak için güzel günlerdeyiz. pılımı pırtımı toplayıp ana ocağına dönmek, bahçeyle uğraşmak istiyorum. annemin göğsünde uyumak bütün bu olanların günahını ona ve kardeşime çektirdiğim için af dilenmek istiyorum. babamsa her geçen gün rüyalarımdan bile gülüşünü esirgeyerek beni evlatlığından reddediyor. herkes bir şekilde yolunu bulmuş ama arafta olan hep benmişim gibi. pazar yerinde annesini kaybetmiş beş yaşındaki bir çocuk gibi hissediyorum bazen ve hava gittikçe kararıyor canımkardeşlerim.

Pazar, Ekim 12, 2014

biz çirkiniz şiirler güzel

"kanatlarını bembeyaz çırpıyor kuşlar
bir kadın vuruyor kuşlara kendini
vuruyor vuruyor kanatıyor belki
sonra da güneşin gövdesine yorgunluktan.

o silik, eski, yalnız aynalarda
kısaca insanlarda yani
kuşları eskiten kan
kurusun.
gürültülü bir intihar başlasın akşamla
dinsin sen soyundukça geceye karışan hüzün
dinsin dinsin benim çağdaş olmayan iğrenç yüzüm."